MESNEVIES OF MIHR U MUSTERÎ IN TURKISH LITERATURE AND MÎRÎ’S MIHR U MUSTERÎ <br> TÜRK EDEBİYATINDA MİHR Ü MÜŞTERÎ MESNEVİLERİ VE MÎRÎ’NİN MİHR Ü MÜŞTERÎ’Sİ

TÜRK EDEBİYATINDA MİHR Ü MÜŞTERÎ
MESNEVİLERİ VE MÎRÎ’NİN MİHR Ü MÜŞTERÎ’Sİ
Mustafa ARSLAN
ÖZET
Bu yazıda Mihr ü Müşterî mesnevîlerinin kaynağı
ile ilgili bilgi verilmiş ve Türk edebiyatında yazılan Mihr ü
Müşterî’lerden kısaca söz edilmiştir. Araştırmanın önemli
bölümünü Mîrî (Kiçi Mîr-zade Seyyid Yahya Hüseyin,
öl. 1008/1599)’nin Mihr ü Müşterî’si oluşturmaktadır.
Daha önce üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış
olan mesnevînin tam metni tarafımızdan okunmuştur ve
yayın
aşamasından
önce
ilk
defa
bu
yazıda
araştırmacıların dikkatine sunulmaktadır. Mesnevî İranlı
şair Assâr (Şeyh Muhammed Assâr-ı Tebrizî, öl.
784/1382)’nin aynı addaki eserinin tercümesidir. Bu
mesnevînin
diğer
çift
kahramanlı
klasik
aşk
mesnevîlerinden ayrılan yönü her iki kahramanın da
erkek olmasıdır. Eser, Türk edebiyatı ile İran edebiyatı
arasındaki etkileşimin somut bir örneği olması
bakımından önem taşımaktadır. Klâsik Doğu edebiyatları
ile aynı konuyu işleyen Türk edebiyatındaki mesnevîlerin
hangi
bağlamda
(telif,
tercüme,
nazire
vb.)
değerlendirilmesi gerektiği hususuna örneklik edebilir.
Üzerinde durduğumuz bu mesnevi, dili açısından da
önemli olup Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait bir çok
arkaik kelime içermektedir. Eser bu yönü ile dikkate
değer bulunarak Kilisli Muallim Rıfat tarafından
taranmış ve elde edilen dil malzemesi Türk Dil Kurumu
tarafından hazırlanan Tarama Sözlüğü’nde kullanılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Mihr ü Müşterî, mesnevi,
Assâr, Mîrî, terceme, etkileşim, karşılaştırma.


Yrd. Doç. Dr., Hitit Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve
Edebiyatı Bölümü, musarslan19@gmail.com

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

114

Mustafa ARSLAN

MESNEVIES OF MIHR U MUSTERÎ IN TURKISH
LITERATURE AND MÎRÎ’S MIHR U MUSTERÎ
ABSTRACT
This article provides information about the
source of Mihr ü Müşterî mesnevîs and were written in
Turkish literature Mihr ü Müşterîs have been mentioned
briefly. Important part of the research constitutes Mîrî
(Kiçi
Mîr-zade
Seyyid
Yahya
Hüseyin,
died.
1008/1599)’s Mihr ü Müşterî. That have not been done
before any work on the full text mesnevî was read by us
and published before the first stage in this article is
presented to the attention of researchers. Mesnevî is
Iranian poet Assâr (Sheikh Mohammed Assâr-i Tabrizi,
died. 784/1382)’s translation of the same name. The
difference of classic hero mesnevî’s other couples heros
classical love mesnevî, both heroes is the man. The work,
in terms of interaction’s concrete example between
Turkish literature and Iran literature is importance.
Working with the same subject classical Eastern
literature in Turkish literature in the context in which
mesnevîs (copyright, translation, etc nazire) should be
evaluated in the matter may be a model. We stand on this
mesnevi, language is important in terms of belonging to
the Old Anatolian Turkish period, contains many archaic
words. This aspect of the remarkable work with the
scanned and obtained by Kilisli Muallim Rıfatand
language materials is used Tarama Sözlüğü prepared by
the Türk Dil Kurumu.
Key Words: Mihr ü Müşterî, mesnevi, Assâr,
Mîrî, translation, interaction, comparative.
1. Mihr ü Mü terî Mesnevilerinin Kaynağı
Mihr ü Mü terî mesnevileri kaynağını İran edeǾiyatından
alan çift kahramanlı a k mesnevileri guruǾuna dahil edeǾileǿeğimiz
eserlerdir. Bu mesneviler kahramanlarının adlarını gök ǿisimlerinden
alması ve her iki kahramanının da erkek olması yönü ile farklılık
göstermektedir. İnsanoğlunun talihinin, ulusların ve devletlerin
geleǿeklerinin yıldızların hareketleri ile Ǿağlantılı olduğuna inanılır.
Bu itiǾarla kozmik ǿisimlerin ahıs adı olu u Ǿunlarla insanlar
arasında doğal Ǿir ili ki veya Ǿenzerlik yaratılması dü ünǿesinden ileri
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

115

gelmektedir. Bu evrensel dü ünǿeden hareketle Mihr (güne ) ve
Mü terî (jüpiter) giǾi çok önemli iki ǿismin Ǿa ta İran edeǾiyatında
sonra da Türk edeǾiyatında mesnevilere ad ve konu olarak seçildiği
görülür. Leyla vü Meǿnun, Hüsrev ü irin ile Yusuf u Züleyha
mesnevilerinden sonra yenilik göstermek, ilgi çekmek veya görmek
isteyen Ǿazı İranlı ve Türk airler Ǿu tür farklı konulara
yönelmi lerdir.
Bu alanda yazılmı ilk eser, İranlı air Assâr-ı TeǾrizî
( emsüddin Muhammed Assâr-ı Terizî, öl. Śś4/13ś2) nin Mihr ü
Mü terî sidir. Assâr ın Ǿu mesneviyi yazarken eski İran a k
destanlarından olan ve konu Ǿakımından Mihr ü Mü terî ile Ǿenzerlik
gösteren, anonim özellikleriyle yazıya geçirilmi , mensur Mihr ü
Mah kıssalarından etkilendiği söylenmektedir (Bilgin 2005, 2śŞ Kut
19ś6, 332). Assâr eserini ŚŚś/13ŚŚ tarihinde yazmı ve Ŧelayir
hükümdarı Sultan ehy Üveys e sunmu tur (AnǾarǿıoğlu 19ś4, 1165).
Assâr, mesnevisinin seǾeǾ-i nazm-ı kitaǾ Ǿölümünde eserine A knâme adını verdiğini Ǿelirtir. Eserin adı daha sonra kahramanlarının
adıyla ün kazanmı ve kaynaklara Mihr ü Mü terî olarak geçmi tir
(Yılmaz 1996, 12). Mesnevi 5120 Ǿeyit olup mefâ îlün mefâ îlün
fa ûlün vezniyle yazılmı tır. Assâr ın eseri kendisinden sonra gelen
İranlı ve Türk airlere ilham kaynağı olmu Mihr ü Mü terî lerin
yanında Mihr ü Mâh ve Hur id ü Mâh giǾi eserlerin yazılmasına
da vesile olmu tur. Assâr ın Mihr ü Mü terî si Türk airleri tarafından
oldukça Ǿeğenilmi tir. Eserin Türk kütüphanelerinde Ǿol miktarda
yazma nüshasının Ǿulunması ve Türk airleri tarafından manzum
olarak Türkçe ye terǿüme edilmesi Ǿu Ǿeğeninin Ǿir sonuǿu olsa
gerekir.
2. Türk EdeǾiyatında Mihr ü Mü terî Mesnevisi Yazan airler
Türk edeǾiyatında XV. yüzyıldan Ǿa lamak üzere sekiz air
tarafından Mihr ü Mü terî yazıldığı tespit edilmi tir. Bu
mesnevilerden u anda üç tanesi elde Ǿulunmakta diğerlerinin ise
varlığından çe itli kaynaklar söz etmektedir. Burada Ǿu mesneviler
hakkında kısa Ǿilgi verileǿektirŝ
Hassan: II. Murad devri airlerinden olan Hassan ın
835/1431-32 yılında gerçekle tirdiği terǿüme 5403 Ǿeyitten iǾarettir
ve tek nüshası elde Ǿulunmaktadır.1 (Kut 1986, 333; Bilgin 2005, 29).
1
Hassan ın eserinin tek nüshası Paris BiǾliotek Nationele, Anǿien Fonds, 313
numarada kayıtlıdır. 45 varaktan olu an Ǿu nüshanın Süleymaniye Kütüphanesi
Mikrofilm Ar ivi numara 21Ś0 te Ǿir kopyası Ǿulunmaktadır. Hassan ın Mihr ü
Mü terî si üzerine Ǿir lisans (Neslihan Özdoğan) ve Ǿe yüksek lisans tezi yapılmı tır
(Hüseyin KaraŞ Nasrullah ÖzsoyŞ Kamil TikenŞ M. Okan BaǾaŞ Fatma Nur Yılmaz,
istanǾul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü 19ś6).

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

116

Mustafa ARSLAN

Münîrîŝ II. Bayezid devri airlerinden olan Münîrî İǾrahim
ÇeleǾi (öl. 92Ś/1521) nin eseri ś91/1096 da yazılmı tır. Münîrî nin
çevirisi 6011 Ǿeyit olup Assâr ın mesnevisi ile aynı vezindedir.
Münîrî, çevirisinin içine serpi tirdiği gazeller ve kendine ait çe itli
Ǿölümlerle eserini zenginle tirmi ve esere kendi ki iliğini yansıtmaya
çalı mı tır. Eser Ǿu özellikleri nedeniyle Türk edeǾiyatında en
tanınmı Mihr ü Mü teri mesnevisidir. Bu eserin elde iki nüshası
Ǿulunmaktadır2 (Akmandor 1983, XCII).
Mîrî: Kiçi Mir-zâde Seyyid Yahya Hüseyin (öl. 100ś/1599)
çevirisi 499ś Ǿeyit olup Ǿirisi müterǿim/müellif hattı olmak üzere elde
iki nüshası Ǿulunmaktadır. Bu iki nüshaya dayanarak eserin çevri
yazılı metni ilk defa tarafımızdan olu turulmu ve yayına hazır hale
getirilmi tir. Bu yazının asıl konusunu Ǿu eser te kil ettiği için ileride
ayrıntılı Ǿilgi verileǿektir.
Azmî Pir Mehmedŝ II Selim devri airlerinden olan ve Riyazî
mahlasıyla iir yazan Pir Mehmed in Mihr ü Mü terî terǿümesinin
olduğu anǿak Ǿu terǿüme yarım kaldığından airin oğlu Haletî
tarafından tamamlandığı verilen Ǿilgiler arasındadır (Kâtip ÇeleǾi,
1942, 1914Ş AnǾarǿıoğlu 19ś4, 1153Ş Bilgin 2005, 29).
Molla Ma i-zâde ŧervi Fikrî (öl. 992/15ś4)ŝ Bu airin Mihr
ü Mü terî terǿümesinin olduğu söylenmektedir. Bu terǿümenin Ǿir
nüshasının Millet Kütüphanesi Ali EMîrî ŚŚ4 numarada kayıtlı olduğu
(Akmandor 19ś3, LXXXIXŞ AnǾarǿıoğlu 19ś4, 1153) söyleniyorsa da
bu nüsha henüz ele geçmemi tir.
Ümmü Veled-zâde Ali Ǿ. AǾdülaziz (öl. 9ś0/15Ś2) adlı airin
Mihr ü Mü terî terǿümesinin olduğunu Kâtip ÇeleǾi haǾer
vermektedir (K. ÇeleǾi, 1942, 1914). ŧiğer kaynaklarda Ǿu eserle
ilgili verilen Ǿilgiler Kâtip ÇeleǾi ye dayandırılmaktadır.
Lokman Ǿ. Seyyid Hüseyin (öl. 1010/1601). Bu aire ait
Mihr ü Mü terî terǿümesinin olduğunu ise Osmanlı Müellifleri nde
yer alan Ǿilgi sayesinde öğreniyoruz (M. Tahir, 1333, Ŧ.III, 136).
Ağaǿan Ǿ. Emir Hüseyin e ait Ǿir Mihr ü Mü terî
terǿümesinin varlığını Ǿazı kaynaklar haǾer vermektedir.(Bilgin 2005,
29).

2
Münîrî nin çevirisinin Ǿir nüshası British Museum ŚŚ2 numaradaŞ diğer
nüshası ise Millet Kütüphanesi Ali EMîrî Manzum Eserler 11ś5 numarada kayıtlıdır.
Bu iki nüsha esas alınarak eser üzerine Ayten Akmandor tarafından Ankara
Üniversitesi ŧil ve Tari-Coğrafya Fakültesinde Ǿir doktora çalı ması yapılmı tır.

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

117

3.Mîrî ve Mihr ü Mü terî Mesnevisi
Mîrî nin eseri ile ilgili Ǿilgi vermeden önǿe kısa
Ǿiyografisini vermek yerinde olaǿaktır. XVI. yüzyıl airlerinden olan
ve Mîrî mahlasıyla iir yazan airin adı kaynaklarda Kiçi Mir-zâde
Seyyid Yahya Hüseyin olarak geçmektedir. Kiçi Mir-zâde olarak
tanınan airin adı zamanla yanlı olarak Ke Mîrî-zade eklinde
anılmaya Ǿa lanmı tır. Mîrî nin İran dan gelerek Anadolu ya yerle en
ve Seyyid olduğu Ǿelirtilen Ǿir zatın oğlu olduğu ve Bursa da doğduğu
söylenmektedir. Mîrî eğitimini tamamladıktan sonra Edirne de Sahn
müderrisi olarak göreve Ǿa lamı tır. 995/15ś6 yılında Mirza
Mahdumun vefatı üzerine NakîǾü l-E râf olmu tur. 1002/1593 te
Galata kadılığı ve 1003/1594 te Üsküdar kadılığı yapmı tır. Mîrî
100ś/1599 ReǾiü l-âhirinde vefat etmi tir. Mezarı Tophane de Ŧafer
Efendi Tekkesin de Arap Ahmet türǾesi yanındadır. İlim ve fazilet
sahiǾi Ǿir ki iliği olan airin Ǿiniǿilikte ve avǿılıkta da mahareti
olduğu söylenmektedir. Yine air hakkında Ǿilgi veren kaynakların
hepsi onun Assâr ın Mihr ü Mü terî sini nazmen terǿüme ettiğini
Ǿelirtmektedirler (A.Rıfat, 12ś3, 15Ş . Sâmî, 1306, Ŧ.IV, 4512Ş M.
Süreyyâ, 1315, Ŧ.IV, 634)
Mîrî nin Mihr ü Mü terî Mesnevisi nin yaptığımız
ara tırmalar sonuǿunda iki yazma nüshası tespit edilmi tir. Bu
yazmaların tavsifi u ekildedirŝ
Terceme-i Mihr ü Mü terîŝ İstanǾul Üniversite Kütüphanesi,
Halis Efendi no: 3520.3
Eserin zahriyesinde bulunan Terǿeme-i Mihr ü Mü terî elfâzılü l-edîǾ ve l-hasîǾü n-nesîǾ Mevlânâ Yahyâ el-Hüseyn en-NakîǾ
bi-hattihî rahmetu l-llâhi aleyh eklindeki kayıttan ve eserin sonunda
bulan KeteǾehû müterǿimü l-fakîr Yahyâ el-Hüseynî en-NakîǾ gufire
anhu (172b) Ǿiçiminde yer alan keteǾe kaydından Ǿu nüshanın
müterǿim/müellif hattı olduğu anla ılmaktadır. Ayrıǿa eserin içinde
yer alan Ǿazı mısra veya Ǿeyitlerin üstü çizilerek kenara yeniden
yazılması, takdim tehirler, anla ılmayan Ǿazı kelimelerin anlamlarının
kenarda verilmesi giǾi tasarruflar da eldeki Ǿu nüshanın airin
kaleminden çıkığını göstermektedir. Terǿüme tarihi Ǿelli olmayan Ǿu
nüshanın Ǿa ı ve sonu öyledirŝ
Ba ŝ Ĥamd o sul ān-ı ālem-i a ķa
K ismi yazıldı ħātem-i a ķa (1Ǿ)

3

Mîrî nin Mihr ü Mü terî si hakkında Ǿilgi verilirken ve metinden alıntılar
yapılırken müellif/müterǿim hattı olan Ǿu nüsha esas alınmı tır.

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

118

Mustafa ARSLAN

Son: Eyle Ķur ān u enǾiyā ile ħatm
Dest-i afvuñla nāmeme ur ħatm (172b)
1Ś2 varaktan olu an Ǿu nüsha güzel talik yazı, siyah
mürekkep (Ǿa lıklar kırmızı), çift sütun, 15 satır, yazı alanı yaldız
ǿetvelli olarak tertip edilmi tir. irazeli, miklepli, yaldız emse ve
zenǿirekli, Ǿordo me in Ǿir ǿilt içerisindedir.
Terceme-i Mihr ü Mü terîŝ Medine eyhü l-İslâm Arif
Hikmet Kütüphanesi, Fennü l-EdeǾi t-Türkî noŝ 3501.
Müstensihini ve istinsah tarihini tespit edemediğimiz Ǿu
nüshanın müterǿim nüshasından kopya edildiği sanılmaktadır.
Müterǿim nüshası ile yapılan kar ıla tırmalarda Ǿazı kelimelerin
imlasında görülen farklılıklar Ǿu nüshanın XVII. veya XVIII.
Yüzyılda istinsah edildiğine i aret etmektedir. Ba ı, sonu ve varak
sayısı müterǿim nüshası ile aynı olan Ǿu nüsha nesih yazı, siyah
mürekkep (Ǿa lıklar kırmızı), 15 satır, çift sütun, yazı alanı kenarları
ǿetvelli olarak tertip edilmi tir. Bu nüshayı fotokopi yoluyla elde
ettiğimiz için ǿilt özellikleri Ǿurada verilememi tir.
Mesnevi nin adıŝ Elimizde Ǿulunan her iki nüshada da
Terǿeme-i Mihr ü Mü terî olarak geçmektedir. air, eserinin seǾeǾ-i
nazm-ı kitâǾ Ǿölümünde Ǿunu u ekilde dile getirmi tirŝ
ĀķıǾet eyledüm hemān iķdām
İtmege terǿeme o nažmı tamām (śǾ)
Elimizdeki müterǿim/müellif hattıyla yazılmı nüshanın
zahriyesinde eserin adı u ekilde kayıtlıdırŝ Terǿeme-i Mihr ü
Mü terî . Yine aynı nüshanın zahriyesinde Ǿulunan Ǿir temellük
kaydında eserden terceme-i mergûǾe olarak söz edilmektedir. Eserin
keteǾe kaydında ise air kendisini müterǿimü l-fakîr olarak
nitelendirmektedir.
Mesnevi nin Yazılı /Terǿüme Tarihi: Önǿelikle mesnevinin
her iki nüshasında da yazılı tarihi ile ilgili Ǿir kayda rastlanmadığını
Ǿelirtmek gerekir. Mesnevinin içindeki iirlere Ǿaktığımızda Sultan
Murad adına yazılmı
Medh-i Hazret-i Sultân Murâd Hân Tâle
Bekâhu Ǿa lıklı 24 Ǿeyitten olu an Ǿir Ǿölüm Ǿulunmaktadır (6a-6b).
Bu Ǿölüm içerisinde Ǿir Ǿeyitte sultanın adı Sutan Selim Han ın oğlu
Sultan Murad Han olarak geçmektedirŝ
Ya ni Sul ān Murād Ħan-ı zamān
İǾn-i Sul ān Selįm Ħan-ı ālį- ān (6a)

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

119

Bu Ǿilgiler Mîrî nin eserini dönemin Padi ahı olan ve aynı
zamanda Muradî mahlasıyla iirler yazarak divan tertip eden III.
Murad a sunduğunu göstermektedir. Bundan hareketle mesnevinin
yazılı /terǿüme tarihinin Sultan III. Murad ın saltanat dönemi olan
982/1574-1004/1595 tarihleri arasında olduğunu söylemek
mümkündür.
Mesnevi nin Vezni: Mîrî nin mesnevide kullandığı vezin

fe ilâtün mefâ ilün fe ilün dür. Assâr ın yazdığı Mihr ü Mü terî nin
vezni ise mefâ îlün mefâ îlün fe ûlün dür. air terǿümesinde Assâr ın

kullandığı vezni kullanmamı tır. Bazı kaynaklar (Kut 19ś6, s.334.)
Mîrî nin terǿümesinin de Assâr ın eseri ile aynı vezinde olduğunu
ifade etmektedirler. Bu hatalı Ǿilginin Mîrî nin eserinin
görülmemesinden ya da elde Ǿulunan Hassan ve Münîrî ye ait diğer
terǿümelerin Assâr ile aynı vezni kullanmalarından kaynaklandığı
dü ünülmektedir. Bu farklı kullanım aynı zamanda Ǿu tür
terǿümelerde terǿüme edilen eserle terǿümesinin aynı vezinde olması
giǾi Ǿir zorunluluğun olmadığını da göstermektedir.
Mesnevi nin Bölümleri ve Beyit Sayısı: Mesnevide 96
Ǿölüm Ǿulunmaktadır. Bu Ǿölüm Ǿa lıkları Türkçe dir. Eserde
Assâr ın mesnevisi ile farklılık gösteren Ǿölümler Ǿulunmaktadır.
Beyit sayısı 499ś dir. Assâr ın eseri ise 5120 Ǿeyitten olu maktadır.

Mesnevi İçerisinde Farklı Nazım ekilleriŝ Mesnevinin
içerisinde farklı nazım ekli olarak sadeǿe Ǿir kıtaya rastlanmaktadır.
Bu kıta
âǾûr Saltanatın Mihr e Vidügidür Ǿa lıklı Ǿölümün
sonunda yer almakta ve 5 Ǿeyitten olu maktadır. Bu kıta Assâr ın
mesnevisinde Ǿulunmayıp airin kendisine aittir. Vezni mesnevinin
vezni ile aynıdır anǿak konusu insanların vefasızlığı ve nankörlüğü
üzerinedir. Bu kıtanın ilk ve son Ǿeyitleri öyledirŝ
Kıta (163a)
Mįrį mihr umma hįç merdümden
Ki Ǿitürmez güli zemįn-i ūr



E ksā çe müñ itseñ aña maĥal
Aķıdur Ǿulsa ķanuñ ol nān-ķūr
Mesnevi nin Yazılı SeǾeǾiŝ Bu durum mesnevinin SeǾeǾ-i
nazm-ı kitâǾ Ǿölümünde uzun uzun anlatılmaktadır. air, önǿe ilim
yolunda ilerlediğini ve halkı aydınlattığını söyler. ŧaha sonra talihinin
yaver gitmediğini dile getirerek kıymetinin Ǿilinmediğinden ikayet
eder:
Eylemekle ǿihānda kesǾ-i ulūm
Oldı meǿhūller Ǿañā ma lūm (6Ǿ)


Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

120

Mustafa ARSLAN

āli üm lįk olmadı Ǿaña yār
Görmedüm kimseden vefā ey yār (Śa)
Ķa idüp niǿe pāyeler erźāl
Çigneyüp itdiler Ǿeni pā-māl (Śa)
Kendisine kimsenin koruyuculuk yapmadığına ve kimsenin
yardımǿı olamadığına i aret eden air, Ǿir arkada ının ondaki airlik
yeteneğini fark ederek kendisinin Ǿir eser yazmasını ve Ǿunu sultana
sunmasını tavsiye ettiğini dile getirir. Bu sayede hem itiǾar kazanaǿak
hem de Ǿu airlik yeteneğinden çevresini mahrum Ǿırakmayaǿaktırŝ
Bulmadum hįç Ǿir kerįm ü efįķ
Ola tā kim Ǿaña refįķ-i arįķ (7a)
Ġam dehriyle ķaldum āvāre
Oldum aķrān içinde Ǿį-çāre (7a)



Sen ki ǿārį zeǾāñlaruñ yārā
Ser-ke isin ǿihānda Ǿį-pervā (7a)
Siĥr-i aǾ uñla eyle Mūsįvār
Yed-i Ǿeyżāyı āleme ižhār (7b)
Ol u ā -ı dilüñle Ǿezm efrūz
eǾ-i u āķa eyle ħil at rūz (7b)


Aç evķ ile Ǿār-ı ķudretüñi
āha vir tuĥfe-i fażįletüñi (8a)
Arkada ının ısrarına dayanamayan Mîrî, gönül
hüzün perdesini aralamak, gönül mumuyla â ıklar
aydınlatmak, söz mülkünden Ǿir yer kapmak, airlik
sergilemek ve sultana Ǿir hediye vermek için nesneviyi
karar vermi tirŝ
Kāruñ ola senüñ dem-i ta įl
Eyle sul āna tuĥfe-i teǾǿįl (7b)

tahtından
meǿlisini
kudretini
yazmaya



ŧidüm aña ki oldı Ǿu lāzım
Ki olam nažm silkine āzim (śa)
airin, a ıkane Ǿir konuyu anlatmak için neden Farsça Ǿir
mesneviyi kaynak olarak aldığı ve özellikle Assâr ın eserini seçtiği
öyle izah edileǾilirŝ Bazı kaynaklarda airden ŧiyâr-ı Aǿem den
memleket-i Rûm a gelmi sâdât-ı kirâm dan Ǿir zâtın oğlu… ( . Sâmî
1306, VI/4512) olarak söz edilmektedir. Bu durum airin İran
edeǾiyatına aileden gelen Ǿir a inalığının olduğunu göstermektedir.

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

121

Zaten air Ǿu Ǿölümde Farsça eserlere olan dü künlüğünü ve Assâr a
olan hayranlığını açıkça ifade etmektedir. İ te Ǿu hayranlık onu
Assâr ın eserini Türkçeye kazandırmaya airin ifadesiyle ona Türkçe
lezzet katmaya sevk etmi tirŝ
Vār iken ķalǾde hevādan e er
KütüǾ-i Fars a dü mü idi nažar (śa)
Gāh andan ġaraż ĥikāyet idi
Gāh nažmındaki le āfet idi (śa)
Nažm-ı A ār ı görmege her dem
Meyl iderdi göñül velį muĥkem (8a)
ŧāyimā me nevįde ķudretine
ŧiķķat ü an at u nezāketine (8a)


ĀķıǾet eyledüm hemān iķdām
İtmege terǿeme o nažmı tamām (śǾ)
Tā virem aña Türkįde leźźet
Ehl-i in āf olan ide raġǾet (śǾ)
Burada hemen u noktayı Ǿelirtmek gerekir. Mîrî nin
terǿümesinde kendinden önǿe Assâr ın Mihr ü Mü terî sini terǿüme
eden diğer airler (Ǿkz.Mihr ü Mü terî yazan airler) hakkında
herhangi bir bilgiye ve ip ucuna rastlanmamı tır. Bu da Mîrî nin
terǿümesinde sadeǿe Assâr ı dikkate aldığını göstermektedir.
air ayrıǿa eserine kuru Ǿir terǿüme gözüyle Ǿakmanın
insafsızlık olaǿağını Ǿelirterek eserinin Assâr ın mesnevisi ile sadeǿe
aynı kaynaktan olduğunu ve Ǿu inǿe iiri kılı kırk yarmayanların
anlayamayaǿağını dile getirmektedirŝ
Añlamaz neydügin Ǿu nažm-ı daķįķ
Ķılı ķırķ yarmayan kimesne ĥaķįķ (1Ś2a)
Terǿemedür dimek degül in āf
Ki diseñ yek a ıldan olmaz lāf (1Ś2a)
Mesnevinin Konusu: İstahr ülkesinin hükümdarı apur ile
veziri ŧüstur un çoǿukları olmamı tır. Bir gün avda rastladıkları Ǿir
pir sayesinde ikisinin de Ǿirer oğlu dünyaya gelir. ahın oğluna Mihr,
vezirin oğluna ise Mü terî adını koyarlar. Çoǿuklar Ǿüyür ve ikisi
Ǿirlikte okula Ǿa lar. Okulda ǾirǾirlerine a ırı sevgi ile Ǿağlanan Ǿu
çoǿukların yanlarına Behram ve Bedr adlı ahıslar verilir. İki genç
arasındaki Ǿu a ırı Ǿa lılığı öğrenen kötü kalpli Behram Ǿu durumu
hükümdara haǾer verir. Hükümdar Ǿunların idam edilmelerine karar
verir. Bu durumdan onları hükümdarın yeğeni iyi kalpli Bihzad araya
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

122

Mustafa ARSLAN

girerek kurtarır. Mihr zinǿire vurulur Mü terî ise Bedr ile Ǿirlikte
ülkeden kovulur. Irak a giderken yolda Ǿir çok zorlukla kar ıla ırlar.
Rehzenan Kalesinde hapse atılırlar. Kar ıla tıkları kafilenin reisi
Mehyâr onları Rey ehrine davet eder. Rey ehrinde Ǿulundukları
zaman Bedr pazarda dola ırken Mü terî nin akraǾalarından MihraǾ ı
görür, onu Mü terî ye götürür. Bu arada ǾaǾasının hapse attırdığı
Mihr Bihzad sayesinde kurtulmu ve Mü terî yi aramak üzere sadık
dostları Esed, Ŧevher ve SaǾâ ile Hindistan a doğru yola çıkmı tır.
Kötü kalpli Behram ise Mihr i aramak Ǿahanesiyle ülkeden ayrılır.
Rey ehrinden AzerǾayǿan a gitmek üzere ayrılan Mü terî ve arkada ı
Bedr, Ǿindikleri gemide Beram ile kar ıla ırlar. Behram ın adamları
onları denize atarlar ve Ǿir tahta parçasına tutunarak kıyıya ula an
Mü terî ve Bedr, ŧerǾend hükümdarı sayesinde kurtulurlar. ŧaha
sonra ŧe t-i Kıpçak a doğru yola çıkan Mü terî ve arkada ları Ǿir çok
tehlike atlatarak Kıpçak sınırına ula ırlar. Bu arada Mihr ve
arkada larının Hindistan a gitmek üzere Ǿindikleri gemi Ǿatmak
üzereyken Ǿir Ǿa ka geminin yolǿuları tarafından kurtarılırlar. Harezm
ülkesine vararak ah Keyvan ın huzuruna çıkarlar. Hükümdarın Nahid
adındaki güzel kızı Mihr e a ık olur. Bir süre sonra Mihr de Nahid in
güzelliğine hayran kalır ve ona a ık olur. Nahid i oğluna isteyen
Semerkand hükümdarı Karahan isteği kaǾul olmayınǿa sava Ǿa latır.
Bu sava ta Ǿüyük Ǿa arı gösteren Mihr ve askerleri Karahan ı esir
alırlar. Bütün Ǿu olaylar olurken Mü terî de Harezm e gelmi tir.
Mü terî ile Ǿulu an Mihr çok mutlu olmu tur. Her iki dost Ǿa larından
geçenleri ǾirǾirlerine anlatarak dertle irler. Bu arada onların izini
takip eden Behram da Harezm e ula mı tır. ŧurumu farkeden ah
Keyvan kötü kalpli Behram ı idam ettirmek ister anǿak Mihr
Mü terî ye kavu mu olmanın erefine onun Ǿağı lanmasını diler.
Nahid le evlenen Mihr, Ǿir süre sonra onunla Ǿirlikte İstahr a döner.
Bu olaya çok sevinen ah apur Mü terî den özür diler ve tahtını
oğluna Ǿırakarak ölür. Tahta çıkan Mihr, Mü terî yi vezir yapar. Be
yıl ülkeyi yöneten Mihr vefat eder. Aynı anda Mü terî de ölür. ŧiğer
dostları da kısa süre içerisinde ölürler. Mihr in oğlu ǾaǾasının yerine
tahta geçer ve ülkeyi yönetir.
Mesnevinin Mahiyeti ve A k Anlayı ıŝ Mîrî nin Mihr ü
Mü terî mesnevisi mahiyeti ve a k anlayı ı Ǿakımından Assâr ın
eserinden farklı değildir. ŧolayısıyla Ǿiz genel olarak Mihr ü
Mü terî lerdeki a k anlayı ı üzerinde duraǿağız. Mihr ü Mü terî
mesnevisi konu itiǾariyle Leyla vü Meǿnun, Hüsrev ü irin Yusuf u
Züleyha giǾi Mihr ile Mü terî arasında geçen a kın anlatıldığı çift
kahramanlı Ǿir a k hikayesidir. Bu mesneviyi diğerlerinden ayıran
özellik kahramanlarından her ikisinin de erkek olması ve i lenen a kın
mahiyetidir. Assâr, mesnevisinin önsözünde ilahi a kı i lediği için
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

123

eserine a k-name adını verdiğini Ǿelirtir (Yılmaz, 1996, 12). Mihr ü
Mü terî mesnevilerini değerlendiren Meliha AnǾarǿıoğlu da Ǿu a kın
tasavvufi Ǿir a k olduğunu ve Ǿu mesnevide a k yolu ile gerçeğe
eri me görü ünün edeǾî ve airane Ǿir üslûpla ifade edildiğini Ǿelirtir.
AnǾarǿıoğlu yazısının devamında Ǿu a kın mahiyetini TaǾiatıyla

Assâr, Hüsrev ü irin, Yusuf u Züleyha giǾi eserlerden ve hatta Senaî
ve Mevlânâ dan esinlenmi tir. Mesela Mihr ile Mü terî arasındaki
Ǿağlılık Mevlânâ ile ems ili kisine, Mihr in güzelliği Hz. Yusuf a,
ah apur un özlemi ve kederi Hz. YakuǾ unkine ǾenzetileǾilir. İlahî
Ǿirliğe, gerçeğe varmak için Ǿir takım merhaleler kat ettirilmi tir Mihr
ile Mü terî ye. Ǿiçiminde özetler.

Assâr ın Mihr ü Mü terî sinde i lediği Ǿu a ktan dolayı onu
Mevlânâ Mesnevi sinin Ǿir taklidi olarak görenler de vardır. Bu görü
İranlı Ǿir yazarın Mevlânâ Mesnevi sinin taklitleri arasında gençlere

nispet edilmi Eflatunî Ǿir a k ve muhaǾǾetden Ǿahseden üç manzume
vardır ki Ǿu manzumelerde sufînin a k-ı İlâhî ye eri mesi anlatılmı tır.
Bunlar Mihr ü Mü terî, Gûy ü Çevgân ve âh u Gedâ dır Ǿiçimindeki
ifadelerine dayandırılmaktadır (Yılmaz 1996, 12).

Mesneviyi Türkçe ye ilk terǿüme eden Hassan da Ǿu a kın
mahiyetini öyle dile getirirŝ
Ki ı kı oldı illetden mu arrâ
ŧahı hem mihri ehvetten müǾerâ (Bilgin 2005, 29)
Mesnevinin Türk edeǾiyatındaki en tanınmı terǿümesi olan
Münîrî nin terǿümesi üzerine doktora çalı ması yapan Ayten
Akmandor ise Ǿu a kın mahiyetini tam olarak fark edememi olaǿak ki
kahramanlardan
Mihr i
erkek,
Mü terî yi
kadın
olarak
değerlendirmi tir. ŧolayısıyla çalı masının inǿeleme Ǿölümünde de
Mü terî sürekli kadın olarak yer almaktadırŝ Mü terîŝ ah apur un

veziri ŧüstur un Ǿiriǿik güzel kızı… ah güvendiği dostu ŧüstur un ay
yüzlü kızına Mü terî, kendi oğluna da Mihr adını koyar…ŧiğer
taraftan Mü terî de çok güzel Ǿir kızdır. Servileri kıskandıraǿak kadar
uzun Ǿoyu, anǿak kemerinden Ǿelli olaǿak kadar inǿe Ǿeli vardı…
(Akmandor 1983, LXI, LXV).

Mîrî ise terǿümesine a k aleminin sultanına hamd ederek
Ǿa lamı ve her fırsatta Ǿu ulvî a kı dile getirmi tirŝ
Ĥamd o sul ān-ı ālem-i a ķa
K ismi yazıldı ħātem-i a ķa (1Ǿ)
Mesnevinin MerâtiǾi l-A k
makamlarının merteǾeleri Ǿölümünde
mahiyeti anlatılır. Burada MîrîŞ alemin
olduğunu, Ǿu a kın makamlarının

u Makâmât yani a k ve
Mihr ü Mü terî deki a kın
ǿanının ve ǿisminin Hak a kı
ve alametlerinin olduğunu,

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

124

Mustafa ARSLAN

Ǿunlardan Ǿirinin ah Mahmud giǾi kölesine kul olmak Ǿiçiminde
ortaya çıktığını Ǿu durumun çe itli yönlere çekildiğini, Ǿu konuları
açıklayıǿı Ǿir çok kitap yazıldığını, kendisinin de Ǿu konulara
açıklıklık getirmek için A k-nâme yi seçtiğini dile getirirŝ
A ķ-ı Ĥakk oldı ǿism-i āleme ǿān
Kūy-ı çarħa o a ķdur çü kān (8b)
Rāh-ı a ķuñ olur maķāmātı
Her Ǿirinüñ niçe alāmātı (śǾ)


āh Mahmūdve niǿe dāver
Oldı ĥükm ile aǾdine çāker (9a)
Didi mihr-i Ǿidāyet aña kimi
Nur-ı em -i hidāyet aña kimi (9a)
Yazdılar çoķ kitāǾ o ma nāya
Ĥüǿǿet iǾrāz idüp o da vāya (9a)
Ger virem anlara Ǿurada vüǿūd
Fevt olur ĥikāyet-i maķ ūd (9a)



Gel uzatma kelāmı ey Mįrį
ĶalǾe virür melāl ü dil-gįri (9a)
Yüri vār urma ħāmeye ur el
Eyle himmetle A k-nāme yi ĥal (9b)
Mîrî terǿümesinin Vefât u Mihr ü Mü terî vü Nâhîd adlı
Ǿölümünde i lediği a kın mahiyetini anlatmaya devam etmektedir.
Burada akıl sahiplerine seslenerek,
ehvet ehline a ık
denilemeyeǿeğini,
görünü e
aldananların
Ǿu
ak
sırrını
anlayamayaǿağını dile getirmektedirŝ
Ma nįye yol ararsañ ey ādıķ
Dime sen ehl-i ehvete ā ıķ (163a)
Ŧem -i mestį vü hü yārį maĥāl
A ķ-ı ehvetde daħı Ǿudur ĥāl (163a)
Var mı dirseñ Ǿu ma nįnüñ e eri
Aç gözüñ ķalma ūret ile geri (163a)
ūret ile o kim ola pā-best
Ķanda virür Ǿu ma nį aña dest (163a)
air, a kı çok kimsenin tarif ettiğini ve Ǿu konuda çok
risaleler yazıldığını söyleyerek a kı herkesin kendi yeteneğine göre
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

125

anlataǾildiğini dile getirir. Ona göre maksadı hakikî sevgiliye olmayan
a k dedikodudan iǾarettir. air, Assâr ı kastederek Mihr ü Mü terî
a kını i lemekle a k kitaǾını onun yazdığını söylerŝ
A ķı çoķ kimse eyledi ta rįf
Ķıldılar hem risāleler te lįf (163a)
Ķadr-i fikrinǿe her kes itdi ayān
Vüs -i fehminǿe re yin itdi Ǿeyān (163a)
Bil anı ķįl ü ķāldür maĥżā
Ŧümlesi ķavl-i zümre-i a mā (163a)
Olmayınǿa ĥaķįķį tā māhǾūǾ
Bu ǿihānda Ǿilinmez ol ma lūǾ (163a)
Ol süħanver ki yazdı a ķ e erin
Virdi Mihr ile Mü terį ħaǾerin (163a)
Yukarıda örnekleriyle Mihr ü Mü terî mesnevilerinde
i lenen a kın mahiyeti üzerinde durulmaya çalı ılmı tır. Anǿak Ǿize
göre asıl önemli olan Ǿu a k anlayı ının dinî-tasavvufî Ǿoyutu ve
Ǿunun edeǾiyata nasıl yansıdığı meselesidir. Hemen Ǿelirtmek gerekir
ki Ǿu mesele Ǿa lı Ǿa ına Ǿir ara tırma konusu olup Ǿu yazının
sınırlarını a ar. Burada kısaǿa Ǿazı noktalara değinileǿektir.
Tasavvuf uzmanlarından S. Uludağ, Sufî Gözüyle Kadın adlı
eserinde a k anlayı ını anlatırken Ǿe erî a k konusuna öyle Ǿir
yakla ım getirirŝ Genel olarak kar ı ǿinsler arasında görülmekle

ǾeraǾer Ǿazen aynı ǿinsten ki iler arasında da Ǿe erî a k görüleǾilir

der ve Ǿuna örnek olarak da Hz. YakuǾ un oğlu Yusuf a olan a kını
ve Gazneli Sultan Mahmud ile kölesi Ayaz arasındaki a kı gösterirŝ

Oğlu Yusuf u yitirdiği zaman gözlerine ak dü eǿek kadar fazla
ağlayan Hz. YakuǾ un oğlunu a k dereǿesinde sevdiğinden söz edilir.
Fakat u halin daha güzel örneği Gazneli Mahmud ile kölesi
Ayaz dır.Ayaz efendisi Sultan Mahmud û ǿan u gönülden sever, ona
a ık olur. Tam Ǿir sadakat ve fedakarlıkla hizmet ederek a kında
samimi olduğunu ona ispat eder. Kölesi Ayaz ın a kını ve a ktaki
ihlasını gören Sultan Mahmud Ǿu durumdan etkilenir, onu takdir eder,
sever, sonra da kendisine a ık olur. Böyleǿe a k güǿünü gösterir,
Sultan Mahmud u esir alır. Artık Mahmud Ayaz ın kölesi olmu tur.
Ayaz da onun sultanı ve efendisi (Uludağ 1995, 142)
Ö.Faruk Akün de divan iirinde sevgilinin çok defa erkek
hüviyetinde görülmesinin asıl seǾeǾini tasavvufun a k ve güzellik
anlayı ına Ǿağlar ve Ǿunu öyle izah ederŝ Bu anlayı a göre Tanrı

kendi güzelliğini insanda ve güzel insan çehresinde aksettirmi tir. Bu
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

126

Mustafa ARSLAN

güzelliğe kar ı duyulaǿak en saf ve en gerçek a k, ehevî duygulardan
ve ten hazlarından uzak platonik a ktır. Ayrıǿa ǿismanî zevk ve
duyguların karı mayaǿağı Ǿöyle Ǿir a k ise kadın varlığına değil genç
erkek çoǿuğa yönelik olduğunda mümkündür (Akün 1994, s.419). Bu
ifadeler, Ǿu a k anlayı ının edeǾiyata özellikle divan iirine
yansımasının tasavvuf kaynaklı olduğunu göstermesi Ǿakımından
önemlidir.

ŧivan iirindeki gazellerde erkek isimli rediflerden yola
çıkarak sevgilinin ǿinsiyetlendirilmesi üzerinde duran S. Kuru ise, Ǿu
tür Ǿir yakla ımı tasavvufî kaǾul gören mahǾuǾ (erkek sevgili) a kına
Ǿağlamakta ve Ǿazı tespitler yapmaktadırŝ 1. Erkek ismi redifli

gazeller onǾe inǿi yüzyılın ortalarından onaltınǿı yüzyılın ortalarına
kadar yoğun Ǿiçimde ve onaltınǿı yüzyıldan sonra istisnaî Ǿir konuma
dü erek ortadan kalkmı tırŞ 2. Bu gazeller tasavvufî eğilimleri olan
yönetiǿi kesime Ǿağlı airler tarafından yazılmı tırŞ 3. Bu iirler
ehrengiz türü ile Ǿir türsel ili ki sergilemektedir (Kuru 200Ś, ś6).

Kuru Ǿu tespitlerinden sonra tezkirelerin verdiği Ǿilgilerden hareketle
Ǿu gazellerde erkek isminin kullanımını uzun sürmeyen Ǿir moda
olarak nitelendirmektedir.

Gerek elde Ǿulunan, gerekse varlığı Ǿilinen Mihr ü Mü terî
mesnevilerinin yazılı tarihlerine Ǿakıldığında 15. yüzyıl ile 1Ś.
yüzyıl aralığı görülmektedir. Bu da S. Kuru nun sözünü ettiği gazeller
ve ehrengizlerle, Mihr ü Mü terî lerin yazılı tarihi Ǿakımından
paralellik arz ettiğini göstermektedir. Yine Kuru nun üzerinde
durduğu gazelleri yazan airlerin tasavvufi eğilimlerinin olması ile Ǿu
dönemlerde yazılan Mihr ü Mü terî lerde tasavvufî a kın i lenmesi
hususu da Ǿenzerlik göstermektedir. Kuru nun yukarıda Ǿelirttiğimiz
tespitlerine katılıyoruzŞ anǿak Ǿu anlayı ın ve modanın asıl kaynağı
olan İran edeǾiyatını göz ardı ederek meseleyi Ǿizim edeǾiyatımızdan
hareketle çözümlemeye çalı manın doğru Ǿir yakla ım olduğunu
dü ünmüyoruz.
Gerek Ǿu mesneviler hakkında kaynakların verdiği Ǿilgiler,
gerekse Assâr ın mesnevisinin ve terǿümelerinin inǿelenmesi
sonuǿunda elde edilen Ǿilgiler, Mihr ü Mü terî mesnevilerinde i lenen
a kın tasavvufî Ǿir a k olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle
Mîrî nin terǿümesinin tamamı tarafımızdan okunmu ve içerisinde
kahramanların ǿinsiyetini ön plana çıkaran hiçǾir unsura
rastlanmamı tır. Bu unsurlar mesnevide Ǿelli Ǿelirsiz yer almaktadır.
Hele ehevî duygulara ait hiçǾir Ǿeyitle kar ıla ılmamı tır.
Bu sebeplerden olsa gerektir ki Münîrî nin eseri üzerinde
çalı ma yapan A. Akmandor kahramanlardan Mihr i erkek, Mü terî yi
de kadın olarak değerlendirmi tir.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

127

Mesnevinin ŧil Özellikleri: Mîrî nin Mihr ü Mü terî
terǿümesi atasözleri, deyimler ve halk söyleyi leri Ǿakımından
oldukça zengindir. Bu konu, eser üzerinde kapsamlı Ǿir dil inǿelemesi
yapılmasını gerektirmektedir. Anǿak Ǿiz Ǿurada Ǿazı noktalara dikkat
çekmek istiyoruz. Eseri dil özellikleri açısından dikkate değer Ǿulan
Kilisli Muallim Rıfat, Türk ŧil Kurumu tarafından hazırlanan Tarama
Sözlüğü için eserin tamamını taramı tır. Elde edilen sözvarlığı Ǿu
sözlüğün içerisinde yer almı tır (T. Sözlüğü 1995). Bizim yaptığımız
ara tırma netiǿesinde Tarama Sözlüğü nde tanıkları arasında Mihr ü
Mü terî nin de Ǿulunduğu toplam śŚ kelime tespit edilmi tir. Bu
kelimelerden 1Ś si sadeǿe Mîrî nin eserinden tanıklanmı tır ki Ǿu sayı
eserin söz varlığı açısından oldukça önemlidir. Biz önǿelikle Tarama
Sözlüğü içerisinde yer alan Ǿu kelimelerin tamamını tespit ettik. Sonra
da ilk olarak Ǿu kelimelerden sadeǿe Mîrî den tanıklananları Mihr ü
Mü terî den alınan tanıklarıyla ǾirlikteŞ İkinǿi olarak da diğer
kelimeleri Tarama Sözlüğü de geçtiği Ǿiçimiyle alfaǾetik olarak
sıraladık.
Tarama Sözlüğü de yer alan ve sadeǿe Mîrî nin Mihr ü
Mü teri sinden tanıklanan kelimelerŝ
AlǾāġŝ Ferace. (I/90)4
Lāy-ı al u seǾizden itmi o Ǿāġ
Ġonçe engine aĥǿar u alǾāġ (135a)
Bezek vermek: Süslemek, tezyin etmek (I/533)5
Böyle virdi arūs-ı lafža bezek
Dest-i me ā a-i fikir Ǿį- ek (149Ǿ)6
Dilegin eylemek: Arzusunu yerine getirmek. (II/1149)
Aldı Bih-zād anuñ hemān Ǿilegin
ŧü di pāyına eyledi dilegin (44a)
ŧürüklükŝ çatıklık. (II/1334)
Oldı ħandān hemān ruħ-ı ħāǿiǾ
Ķa larınuñ dürüklügi ġā iǾ (19a)

Parantez içerisinde verilen Ǿu Ǿilgilerden ilki Tarama Sözlüğü nün ǿildini,
ikinǿisi ise sayfa numarasını göstermektedir.
5
Tarama Sözlüğü nde geçen Ǿu kelime sadeǿe Mîrî den tanıklanmı tır.
6
Parantez içerisinde verilen Ǿu Ǿilgiler eserin çevriyazılı metninin
olu turulmasında esas alınan müterǿim/müellif hattıyla yazılmı İstanǾul Üniversite
Kütüphanesi, Halis Efendi noŝ 3520 deki nüshaya ait varak numaralarıdır.
4

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

128

Mustafa ARSLAN

ŧürülmekŝ (Ka ) çatılmak. (II/1334)
Ķāmetüñ yādı ile ey hem-dem
Ķa larum mutta ıl dürülmede hem (32a)
Görselerŝ Ne görsünler. Birden Ǿire gördüler. (III/1Śś2)
Giderek görseler urur Ǿir kūh
anki Ǿir źāt-ı źį-vaķār ü ükūh (10a)
Görseler Ǿir nehir çü ǿūy-ı ǿinān
Mü terį ya ı giǾi anda revān (143a)
Ķıyı çizmekŝ Yan çizmek, Ǿir tarafa çekilmek (IV/2529)
Tâ idinǿe reh-i rüǿû a nigâh
Kıyı çizmek sana degüldür râh (92a)
Kirpikle ħırmen süpürmekŝ Gerçekle tirilemeyeǿek i e
giri mek. (IV/25ŚŚ)
Kirpügünle süpürme gel ħırmen
Arama āǾ dögmege ħāven (36a)
Lu Ǿ geçmekŝ Hile yapmak, oyun oynamak. (IV/2792)
Baġlayam Ǿil idem Ǿuña çāre
Tā geçem bir lu Ǿ o Ǿedkāra (20a)
Ökçesini Ǿa maķŝ Yerinden kımıldamamak (V/30Ś4)
Ba ma a ökçesini kūh-ı Ǿelā
Baĥre e ki sürerdi ǿismini tā (27a)
Yaķın olmaķŝ Yakla mak. (VI/421ś)
Eylik eylerseñ eylik ire saña
Kemlige olma yaķın ey dānā (133Ǿ)
Yaman anmaķŝ Fenalık dü ünmek, kötü dü ünǿe Ǿeslemek.
(VI/4263)
ŧidi āh aña ey Ǿedenlere ǿān
Ki i ferzendine anur mı yaman (56a)
Yara ıķsızlıķŝ Yakı ıksızlık, uygunsuzluk, münaseǾetsizlik.
(VI/4337)
Ĥadden a dı uzunluġuñ ey eǾ
Yara ıķsızlıġuñla virme ta aǾ (35a)
Yılmaķŝ Çekilmek, uzakla mak. (VI/45ś4)
Pāy-ı sa y ile yılmayınǿa ki i
İrü üp menziline Ǿitmez i i (21Ǿ)

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

129

Gözlerinden çü yıldı mihr-i ǿihān
Her Ǿiri źerreve güm oldı hemān (Ś5a)
Yorķunŝ Yorgun. (VI/4671)
Gitdi ser-pençe-i esed den heng
Yorķun āhū giǾi ki göre peleng (ś3a)
Yüz Ǿerkitmekŝ Katı yüzlülük etmek. (VI/4Śś0)
Berkidüp yüz hemān dem ol ġammāz
Naķ -ı destāna eyledi āġāz (20Ǿ)
Yüz Ǿerkitmek gerek ki ola Ǿu kār
Ki Ǿu ma nį olur fa āĥat-Ǿār (21a)
Yüzü ķıǾleden dönmekŝ ŧinden çıkmak. (VI/4Ś9Ś)
Ķa ı miĥrāǾın aramazsa gözüm
ŧöne ey dāye ķıǾleden bu yüzüm (126b)
Tarama Sözlüğü nde yer alan ve tanıkları arasında Mîrî nin
Mihr ü Mü teri sin de Ǿulunduğu ortak kelimelerŝ
Altunlu: Altın i lemeli. (I/114 )
Anıŝ Onu (I/152)
Anuñŝ Onun (I/157)
Ara: Mahal, mevki, yer. (I/181)
Ayaġa almaķŝ Ayak altında Ǿırakmak, ayak altına atmak.
(I/293)
Baġaŝ Kaplumbağa. (I/363)
Bel Ǿaġlamaķŝ Ehemmiyet vermek, azmetmek, hazırlanmak.
(I/486)
Bilegin almaķŝ Eline yapı mak. (I/553)
Bir birin: Birer birer. (I/585)
Bolay ki: Ola ki, Ǿelki, in allah. (I/636)
Çalmaķŝ Çizmek, iptal etmek. (II/ś19)
Çezmekŝ Çözmek, açmak. (II/śś5)
Çıġırmaķŝ Bağırmak, haykırmak. (II/śśŚ)
Çegzinmekŝ ŧönmek, dola mak. (II/919)
ŧeñli(ü)ŝ Kadar. (II/1085)
Diyen (deyen): ŧenen, söylenen. (II/1190)
ŧoluķmaķ ( oluķmaķ)ŝ (Göz) ya la dolmak, ağlayaǿak hale
gelmek. (II/1207)
ŧögün urmaķŝ Yara açmak, dağ Ǿasmak. (II/122ś)
ŧükeliŝ Hep, ǿümle, Ǿütün, herkes. (II/1309)
ŧüri mek (dürü mek, duru mak, turu mak)ŝ Çalı mak, ikdam
etmek,sebat etmek, sayetmek (II/1337)
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

130

Mustafa ARSLAN

ŧütünŝ Duman. (II/1359)
Egin: Sırt. Arka. (III/1392)
Elle mekŝ Tutu mak, sava a giri mek. (III/1443)
Geyirmek: Giydirmek. (III/1711)
Güǿǿükŝ Küçük. (III/1ś36)
Gümrenmek (gümürdenmek)ŝ Homurdanmak. (III/1859)
Harǿanmaķ (harçlanmak)ŝ Harcamak, sarfetmek. (III/1900)
Irılmaķŝ Ayrılmak, uzakla mak, uzakla ıp kayǾolmak.
(III/1964)
Irmaķŝ Ayırmak, ǿüda kılmak. (III/19Ś1)
İletmek (eletmek, iltmek)ŝ Götürmek, yerine ula tırmak,
eri tirmek. (III/2052)
İlmekŝ ŧokunmak, geçmek, ili mek, tesir etmek,
tutulmak,takılmak. (III/2064)
İvmekŝ Acele etmek, istical etmek. (III/2136)
Ķanġı (ķanķı): Hangi. (IV/2225)
Ķanıŝ Hani, nerede. (IV/2229)
Ķanzįlŝ Geçgin sarho , körkütük. (IV/2242)
Ķarañuŝ Karanlık. (IV/22Ś6)
Ķarmaķŝ Karı tırmak, karmak, Ǿirle tirmek. (IV/231Ś)
Ķayırmaķŝ Mukayyet olmak, ilgilenmek, önem vermek.
(2379)
Ķızılǿaŝ Allık, kızıllık. (IV/2540)
Ķızınmaķŝ Isınmak. (IV/2545)
Kim: Kimse ki. (IV/2545)
Ki iŝ İnsan, adam, kimse. (IV/25ś3)
Ķonaķŝ Bir konaklık yer. (IV/262Ś)
Kösülmek (kösilmek)ŝ uzanmak, Ayağını uzatmak.
(IV/2307)
Neydügiŝ Ne olduğu. (IV/2ś4ś)
Niçeŝ Çok, Ǿir çok, hayli. (IV/2ś61)
Özŝ Nefs, zat, kendisi, varlık. (V/3153)
Özgeŝ Ba ka, gayrı, maada. (V/)
almaķŝ Yaymak, sermek, saçmak (V/32ś1)
almaķŝ koymak, Ǿırakmak, atmak, ilka eylemek. (V/32ś4)
anŝ Saki, gûya. (V/3294)
a a maķŝ rastlamak, tesadüf etmek. (V/)3326)
ımaķŝ yenmek, mağlup etmek, tenkil etmek. (V/3423)
ınġın ( ınķın)ŝ Kırık. (V/3439)
umaķ (sunak)ŝ SukaǾı, kırǾa, ma raǾa. (V/35Ś6)
olŝ u, o. (V/36Ś1)
Tayınmaķ (tayrınmak)ŝ Kaymak, sürçmek. (V/3778)
Tiz: ÇaǾuk. (V/3ś05)
Urmaķŝ Vurmak, çarpmak. (VI/396Ś)
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

“Türk Edebiyatında Mihr ü Müşterî…

131

Urunmaķŝ Giyinmek. (VI/3979)
Var (varı)ŝ Hepsi, olanǿası mevǿudu. (VI/4144)
Var: Haydi durma (olumlu fiillerle Ǿirlikte gelinǿe te vik
peki tirmesi oluyor).(VI/4146)
Varmaķŝ Gitmek, yürümek. (VI/4154)
YaǾan (Far. BeyāǾān)ŝ Issız kır, ,insandan hali yer.
(VI/4177)
Yab yab: Yava yava , usul usul. (VI/4305)
Yazmaķŝ Nak etmek, resmetmek, süsleyip Ǿezemek.
(VI/4458)
Yelmek (yilmek): Ko mak, itaǾ etmek,aǿele yürümek,
esmek. (VI/4505)
Yıldıramaķŝ Parıldamak. (VI/45Śś)
Yönelmekŝ Teveǿǿüh etmek, yüz tutmak, yüzünü Ǿelli Ǿir
yere çevirmek. (VI/46ś6)
Yuvalamaķŝ Yuvarlamak. (VI/4735)
4.Sonuç
Çalı mada Mihr ü Mü teri mesnevilerinin kaynağı hakkında
Ǿilgi verilmi ve Türk edeǾiyatında yazılan Mihr ü Mü teriler
tanıtılmı tır. Mîrî nin Mihr ü Mü terî terǿümesinin tam metni
tarafımızdan okunmu asıl kaynak olan Assâr ın eseri ile ekil
özellikleri açısından kar ıla tırılmı , Ǿunun sonuǿundaŞ vezinlerinin,
Ǿeyit sayılarının ve Ǿölümlerinin aynı olmadığı görülmü tür. Her iki
kahramanının da erkek olması yönü ile farklılık arz eden Ǿu
mesnevilerde i lenen a kın mahiyeti üzerinde durulmu Ş netiǿede Ǿu
anlayı ın tasavvuf kaynaklı olduğu ve İran EdeǾiyatı model alınarak
Ǿelli Ǿir dönem Ǿizim edeǾî eserlerimizde de i lendiği sonuǿuna
ula ılmı tır. Her iki mesnevi arasında yapılan kar ıla tırma, Ǿizi Ǿu tür
mesnevilere Ǿu günkü çeviri anlayı ıyla Ǿakılamayaǿağı sonuǿuna
götürmü tür. Eserden Tarama Sözlüğü ne aktarılan kelimeler tespit
edilmi tir. Bu tarama sonuǿunda śŚ kelimenin aktarıldığı ve Ǿunlardan
1Ś sinin sadeǿe Mîrî den tanıklandığı görülmü tür. Sonuç olarakŞ
Mîrî nin terǿümesinin, İran EdeǾiyatı ile Türk EdeǾiyatı arasındaki
etkile imin gerek ekil gerek muhteva yönünden somut delillerle
ortaya konması açısından önemli Ǿir eser olduğu kanısına varılmı tır.

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

132

Mustafa ARSLAN

KAYNAKÇA
Ahmed Rıfat, ŧevhatü n-NukaǾâ, İstanǾul 12ś3.
AKMANDOR, Ayten, Münîrî ve Mihr ü Mü terî Mesnevisi,
Basılmamı ŧoktora Tezi,Ankara Üniversitesi, Ankara
1983.
AKÜN, Ömer Faruk, ŧivan EdeǾiyatı , Türkiye ŧiyanet Vakfı İslâm
Ansiklopedisi, C.IX, İstanǾul1994, s.3ś9-427.
ANBARŦIOĞLU, Meliha, Türk ve İran EdeǾiyatlarında Mihr ü Mah
ve Mihr ü Mü terî Mesnevileri , Türk Tarih Kurumu
Belleten, Ankara 1984, C.XLVII, S.185-188, s.1151-1189.
BİLGİN, A. Azmi, Mihr ü Mü terî , Türkiye ŧiyanet Vakfı İslâm
Ansiklopedisi, İstanǾul 2005, Ŧ.30, s.2ś-29.
Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri, III Ŧ. İstanǾul 1333.
Katip ÇeleǾi, Ke fü z-Zünûn an-Esâmi l-KütüǾi ve l-Fünûn, II C.
İstanǾul 1942.
KURU, Selim Sırrı, Gazelde Sevgilinin Ŧinsiyetlendirilmesi
Açısından Erkek Redifli Gazeller (İngilizǿeden çevirenŝ
Veysel Öztürk), Kitap-lık, S.107, Temmuz-Ağustos 200Ś,
s.83-89.
KUT, Günay, Mihr ü Mü terî , Türk ŧili ve EdeǾiyatı Ansiklopedisi,
Dergah Yayınları, İstanǾul 19ś6, Ŧ.VI, s.333-335.
LEVENŧ, Âgâh Sırrı, Türk EdeǾiyatı Tarihi, Türk Tarih Kurumu
Basımevi, Ankara 19Ś3.
Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî, IV Ŧ.İstanǾul 1315, Ŧ.IV.
Mîrî, Terceme-i Mihr ü Mü terî, Yazma, İstanǾul Üniversite
Kütüphanesi, Halis Efendi no:3520.
Mîrî, Terceme-i Mihr ü Mü terî, Yazma, Medine eyhü l-İslâm Arif
Hikmet Kütüphanesi, Fennü l-EdeǾi t-Türkî no 3501.
emseddin Sâmî, Kâmûsu l-Alâm, VI C., İstanǾul 1306.
Tarama Sözlüğü, VIII Ŧ. Türk ŧil Kurumu Yayınları, Ankara 1995.
ULUŧAĞ, Süleyman, Sufî Gözüyle Kadın, İnsan Yayınları, İstanǾul
1995.
YILMAZ, Bülent, Assâr-ı TeǾrîzî ve Mihr ü Mü terî Mesnevisi,
Basılamamı Yüksek Lisans Tezi, Atatürk Üniversitesi,
Erzurum 1996.

Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
and History of Turkish or Turkic

Volume 4/7 Fall 2009

Documento similar

MESNEVIES OF MIHR U MUSTERÎ IN TURKISH LITERATURE AND MÎRÎ’S MIHR U MUSTERÎ <br> TÜRK EDEBİYATINDA MİHR Ü MÜŞTERÎ MESNEVİLERİ VE MÎRÎ’NİN MİHR Ü MÜŞTERÎ’Sİ